PLANLAMA BİLİMİ ve MEKÂNSAL PLANLAMANIN BİLİMSELLİĞİ

Planning Science and Scientificity of Spatial Planning

Prof. Dr. Erkan POLAT
K. Taylan DERİCİOĞLU

Zor olan yazmak değil, doğru kelimeleri bulup...

Hangi coğrafik ölçekte olursa olsun...

Bilimsel/akademik ve mesleki açıdan...

Disiplinler-ötesiliğini araştıran bir kişi hızlı bir şekilde kendine bir ‘ilk engel’ oluşturur...



“Hayat aslında oldukça basit, fakat biz onu karmaşıklaştırmak için farkında olmadan elimizden gelen her şeyi yaparız.

Konfüçyüs

Zor olan yazmak değil, doğru kelimeleri bulup doğru ifade etmek zor. Belki de doğru kelimeleri bulup, bunu yaşamla harmanlayıp bir şeyler yapmaya çalışmak zor. İlhan Berk’in dediği gibi: “Zor olan, şiirin hayatını yaşamaktır; yazmak sonra gelir hep.”

Planlama da öyle işte; zor bir meslek alanı. Zor olan planlamanın hayatını yaşayabilmek belki de şairin dediği gibi, ama yazması da zor planlamada. Plancılar, karmaşık problemlerle, güçlü yargılarla ve "bilmeme" koşullarıyla birlikte çalışır ve diğer alanlarla karşılaştırıldığında planlama mesleği, eyleme rehberlik edecek tek bir bilgi kanonundan yoksun, zayıf bir fenomen durumundadır.

Düşünür ortamlarında yaklaşık son beş yıldır çok sık olmamakla beraber zaman zaman dile getirilen ve kulakta yankı yaratan bir deyim kullanılmaktadır;

..."hikâyesini yazmak” ... Bu deyimin ardında gözden kaçan bir şeyin farkına varılması, alışılagelmişin dışına çıkılması, yeni bir bakış açısının kazanılması, bir buluşun ortaya konması, bir önerinin getirilmesi ve farklı bir beklenti içerisine girilmesi gibi unsurlar yatmaktadır. Pekiyi, ama bu durumda ... “planlamanın hikâyesini yazmak” .... acaba nasıl bir şey olur? Planlamanın;

  • nasıl algılandığını, yorumlandığını ve tanımlandığını açıklayan,
  • nasıl bir disiplin ve nasıl bir bilim olduğunu anlatan,
  • disiplinliğini ve bilimselliğini diğer disiplinler ve bilimler ile karşılaştırarak sorgulayan,
  • boşluklarını ve yetersizliklerini ortaya koyan,
  • karmaşık yapısını ve ilişkiler ağını gösteren,
  • karmaşık yapısının ilişkiler ağının yarattığı kargaşaya dikkat çeken,
  • disipliner ve bilimsel boşluklarının, yetersizliklerinin ve kargaşalarının giderilmesine ilişkin koşulların ve gereklerin neler olduğunu belirten,
  • disiplinler ve bilimler-arası ilişkilere dayanarak anılan darboğazların nasıl aşılabileceğine dair uyarılarda bulunan,
  • kimliğine ve kuramsal temellerine ışık tutan,
  • amacını, işlevini, ilkelerini ve felsefesini öne çıkaran,
  • kararlar dizisinin nasıl aşamalandırıldığını ve uygulamalara yönlendirildiğini gösteren,
  • türlerini, özelliklerini, yaklaşımlarını, yöntemlerini ve araçlarını tanımlayan,
  • özgörüsünü ve özgörevini göz önüne alarak yol haritasını çizen,
  • yöntemsel yetersizliklerinin kaynaklarını açığa çıkartan,
  • kuram ve uygulama (teori ve pratik) bağlantılarını aksatan unsurları saptayan,
  • kademeli dikey ve yatay (işlevsel ve mekânsal) ilişkiler bütünündeki eksiklikleri belirleyen,
  • kuramsal ve yöntemsel yetersizliklerini, aksaklıklarını ve eksikliklerini bertaraf etmek üzere, ekonomik-sosyal-(doğal ve yapay) mekânsal boyutlarıyla birlikte ele alınmasına odaklanan,
  • yöntem ve model belirlemesine ilişkin çalışmalarında ülkesel, bölgesel ve yerel koşullara bakılarak nasıl bir yaklaşım izlenmesine dair örnekler sunan,
  • hem bilim hem de bir disiplin olarak güçlenmesine katkıda bulunan

bir hikâyesini yazalım derken doğası gereği hiç bitmeyecek ve sonu asla olmayacak bir süreci anlatmaya ve böylesine iddialı bir işin üstesinden gelmeye, haddimiz olmayarak soyunmuş olmayalım sakın!

Zor olan yazmak değil, doğru kelimeleri bulup...

Hangi coğrafik ölçekte olursa olsun...

Bilimsel/akademik ve mesleki açıdan...

Disiplinler-ötesiliğini araştıran bir kişi hızlı bir şekilde kendine bir ‘ilk engel’ oluşturur...