PLANLAMA BİLİMİ ve MEKÂNSAL PLANLAMANIN BİLİMSELLİĞİ

Planning Science and Scientificity of Spatial Planning

Prof. Dr. Erkan POLAT
K. Taylan DERİCİOĞLU

Zor olan yazmak değil, doğru kelimeleri bulup...

Hangi coğrafik ölçekte olursa olsun...

Bilimsel/akademik ve mesleki açıdan...

Disiplinler-ötesiliğini araştıran bir kişi hızlı bir şekilde kendine bir ‘ilk engel’ oluşturur...



1. KENTSEL ve BÖLGESEL PLANLAMA: ‘DİSİPLİNSİZ’ BİR DİSİPLİN Mİ?

Modern kentsel planlama, genelde 19. yüzyılın sonunda kurulduğu döneme hâkim olan disiplinler-arasılıkla karakterize edilmiştir. O dönemden beri, akademik ve mesleki disiplinler kendilerini iki gruba ayırmış ve parçala(n)mıştır; bir tarafta olgusal bilimler, diğer tarafta ise özsel (numen) bilimler yer almıştır. Bu ayrım, insan ilgisinin ve bilgisinin herşeyle karıştığı bir dünyada bilimin ve ilimin de birbirinden ayrılması anlamına gelmektedir. Uzun yıllar kentsel planlama ve mimarlık, inşaat mühendisliği gibi disiplinler ile bir çatışma yaşamış ve oluşan gerilimler sonrasında mühendislik alanından kopmuştur. Ardından, kentsel planlama; Fransa'da Le Play'in varisleri ile Britanya'da Patrick Geddes'in etkisinde kaldığı toplumsal sorgulamayı kabul ederek, kendisini mimariden de ayırmıştır.

Modern Hareket'in (Modern Movement) zorlayıcı yükselişi, kentsel planlamanın disiplinler-arasılığını kuramda olmasa bile pratikte yenmiş, modern kent planlaması temellerinin atılmasından bu yana disiplinler-arasılığı yaygınca benimsenen bir ilke olarak kabul etmiş ve kurulan diğer disiplinlerle rekabet etmemiştir. Bu dönemde kent planlaması, kente odaklanan -neredeyse- tek disiplin olmuştur. 1975'e kadar uzanan süreçte, Şikago Sosyoloji Okulu'nun katkıları haricinde kentsel coğrafya, sosyoloji ve tarih gibi kurulan disiplinlere pek ilgi duyulmamıştır.

Özünde kentsel ve bölgesel planlama, çok çeşitli konularda uzmanlaşmış profesyonelleri, eğitimcileri ve araştırmacıları birleştiren 'çok-disiplinli bir disiplin' dir. Günümüzde, insan yerleşimlerinin karmaşıklığı konusu sadece kentsel planlamaya atfedilmese de kent planlaması ikilikli bir çelişkinin üstesinden gelmek zorundadır. Söz konusu ikilikli çelişki; bir yandan kentin çok-disiplinli yorumundan kaynaklanmaktayken, diğer yandan da bir kimlik inşa etmek üzere disiplinin kendi içerisinde ve kendisiyle vermesi gereken mücadeleden kaynaklanmaktadır. Çok-disiplinlilik ilkesi, bu disipliner kimliği absürd bir bakış açısı olarak göstermektedir. Kentsel planlama, bu ikilikli çelişkiyi; özellikle 'çok-disiplinli bir disiplin' temel fikrine odaklanarak, "dışlanmış üçüncü taraflar" la (Morin, 1991: 174) ve özellikle kentsel planlamayla alakalı 'meta-disipliner (disiplinler-üstü) bir disiplin' temel fikrini göz önüne alarak ele almak zorunda kalacak görünmektedir.

Bu yaklaşım disiplinlerin sonunun ve buna karşılık çapraz temaların artık zamanının geldiğini düşünenlere konvansiyonel görünebilir. Ancak Kuhn'a (1962) göre; bir disiplin yaklaşımlarını doğrulamak ve netleştirmek için katkı sağlayan -dışarıdan- şeyleri beslerse, yaygın bir kabul görmüş olabilir. Bilginin belirli alanları olarak disiplinler, aslında belirli bir pozitivist/olgucu bilim fikrinin epistemolojik "kopmalar" ı (Bachelard, 1994) ve "kesikler" i (Althusser, 1994) ile düzeltmeye çalıştığı gevşek olarak tanımlanmış kümelerdir. Bu durumda kentsel planlama, bu kopan veya kesilen kümelerle değişmez bir bilgi koridoru da oluşturmamalıdır. Bunun yerine; ilgili alanlardan ödünç almalara ve çeşitli katkılarla elde edilen belirli başarılara dayanan benzersiz kapasiteler seti oluşturmak üzere, 'özgün bir metodoloji' hazırlamalı ve uygulamalıdır.

Planlamayla bağlantılı olarak, insani ve sosyal bilimlerin her türlü sorunlu kentsel konularla ilgilenmesi hem pratik kent plancılarını hem de araştırmacıları diğer bilgi uzmanlarıyla daha fazla ilişkilendirmektedir. Bu nedenle; bugün kent plancılarının, diğer disiplinlerle geliştirilen çok sayıda yaklaşımı görmezden gelmeleri oldukça zordur. Genel olarak; kentsel planlayıcılar ve araştırmacılar, kesin bir disiplinden mezun olmalarına rağmen, disiplinler-arasılık konusunda açık görüşlü uzmanlardır.

Disiplin sınırlarını aşan bu uzmanlar çalışma ortamında çok-disiplinli ekiplerle entegre olmuşlardır. Gördükleri ilk akademik eğitim kent planlama uygulamalarına katkıda bulunur ve kuramsal tartışmaları da besler. Ancak, ekip çalışmalarında disiplinler-arasılık, genellikle 'çift sürtünme durumu' oluşturur. Kent plancılarının bir yandan, kentsel sorunlarla ilgilenen diğer disiplinlerle olan değişime gerekli duyarlılığı göstermesi; öte yandan da kendi alanlarının temellerini ve özgünlüğünü daha iyi tanımlamaları gerekmektedir. Böylesine bir uğraş, kentsel planlama disiplini içindeki öğretim ve araştırmalarla da doğrudan ilgilidir.

Eğer bu gelişim gerçekleştirilmezse; kentsel planlamanın (kurucularının iddialarına rağmen) ilerleyen yıllarda özerk bir disiplin olarak tanınması zorlaşabilecek, hatta gözden kaybolması da son derece çabuk olabilecektir. Bu nedenle, kentsel planlamanın 21. yüzyılda kesin bilimler kadar bilimsel bir temel oluşturmak üzere kendisi için entelektüel ve profesyonel bir disiplin ve meslek alanı tanımlamasında bulunması ve tariflemeşi zorunludur. Planlama, sadece diğer olgun bilimleri yakından takip etmekle yetinmemelidir. Aksi taktirde, zamanla bu iyi kurulmuş disiplinlerin kuramsal ve metodolojik çerçevelerine atıfta bulunan bir disipline dönüşme riski de kaçınılmaz olacaktır. Planlama için kendi kimliğinin inşasını daha da ileriye götürmek, kendini özgürleştirmek yolunda kullanması gereken eşsiz bir fırsattır.

Zor olan yazmak değil, doğru kelimeleri bulup...

Hangi coğrafik ölçekte olursa olsun...

Bilimsel/akademik ve mesleki açıdan...

Disiplinler-ötesiliğini araştıran bir kişi hızlı bir şekilde kendine bir ‘ilk engel’ oluşturur...