Modern kentsel planlama, genelde 19. yüzyılın...
Planlamanın bilimsel alandaki disiplin sınırlarını...
Bugün devamlı büyüyen bir uzmanlık sürecinin...
Disiplinler-ötesiliğini araştıran bir kişi hızlı bir şekilde kendine bir ‘ilk engel’ oluşturur...
Planlamanın bilimsel alandaki disiplin sınırlarını aşma ihtiyacı en az 40-50 yıl önce ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılın başlarında; belki de kuruluşundan bu yana, kentsel planlama çok-disiplinli olmayı gerektirmekte ve talep etmektedir. Bu durum ister istemez planlamanın disiplin sınırlarını aşmakla ilgili bir ortam yaratmaktadır. Meta-disipliner nitelikli bu durum, temelde “disiplinler-arasılığın daha da ötesi bir durum” u tariflemektedir (Sillitoe, 2004). Ancak, disiplinler-arasılığın hem sosyal hem de mühendislik bilimlerinde edinilen bilgilerin sorgulamadan ödünç alınması ve kullanılması nedeniyle kentsel planlamayı bir disiplin olarak zayıflattığı tartışılırken; paradoksal bir açıdan bakıldığında ise, meta-disiplinerliğin bu durumda planlamayı bir adım öteye taşıdığını ileri sürmek de mümkündür. Farklı disiplinler arasında doğrudan veya dolaylı, içsel veya dışsal ilişkiler kentsel planlamaya bir envanter oluşturmayı ve kendi kuramsal ve pratik varlıklarını inşa etmeyi zamanla unutturabilir. Yadsınmaması gereken şudur; bir disiplin ancak kendi kimliğini kazandığında verimli bir bilim alanı olarak işlevselleşecek ve alanına katkılarda bulunabilecektir.
Çok-disiplinlilik, bir dizi disiplinin bir araya gelmesini içerir, ancak her biri bağımsız olarak ve öncelikle kendi referans çerçevesi ve yöntemleri dahilinde çalışır; disiplinlerin belirli bir bağlamda bir arada var olabildikleri ancak sınırlarını koruyabildikleri bir “etkileşim bilimi” ortaya çıkar (Hunt ve Shackley, 1999). Disiplinler-arasılık ise planlamada yeni bilgi oluşturmak için disiplinler arasındaki boşlukları işgal etmeyi içerir (Sands, 1993). Böylece farklı disiplinler tarafından üretilen bilgiler arasında tutarlılık aranmaya başlar (Lau ve Pasquni, 2008).
Yıllar içinde yeni konuların planlama eğitimine koşulsuz eklenmesi, disiplinler-arasılık (bilgi entegrasyonu) adına kutsansa bile, sunduğu sonuç çok-disiplinliliktir. Bu, sorunlara farklı bakış açılarından bakılmasına ve planlama süreçlerinde işbirlikçi değerlerin geliştirilmesine izin verdiği gibi, rakip olan ve çatışan epistemik topluluklardan bazen yüzeysel olarak gelişen bazen de planlama eğitiminde eleştirel olmayan konuları karıştırmaktan biraz daha fazlası olmuştur.
Buradaki zorluk, bir disiplin olarak kentsel planlamaya (Davoudi, 2015) ve diğer disiplinlerle olan ilişkisine odaklanmaktır. Kentsel planlama hangi koşullar altında bir disiplin olarak kabul edilir (Barles, 2018)? Gerçekten bir disiplin olarak var mıdır? Bazıları planlamanın disiplinsizlik olduğunu (Pinson, 2004), bazıları da disiplinin “disiplinsiz” olduğunu varsayıyor (Buyck, 2019), öyleyse kentsel planlamanın yüzyıllık izleri ne anlatıyor? Bazılarına göre ise kentsel planlama sadece profesyonel bir çalışma alanıdır ve bu nedenle genelde kentsel çalışmalarla ilgili tartışmalara katkıda bulunur. Bir yere ve bir döneme bağlı olmayan bir kentsel planlama tanımı olmayacağına göre (Collet ve Simay, 2013) mimarlık, ekonomi, mühendislik, coğrafya, çevre bilimleri, siyaset bilimi, sosyoloji gibi disiplinlerle olan bağlantıların yeniden incelenmesi gerekli olacaktır. Başka bir deyişle, kentsel planlama epistemolojik olarak ele alınmalıdır.
Kentsel planlama, bir disiplinin varlığını tanımlayan üç kriter açısından değerlendirilebilir: Birincisi, belirli bir bilgi ve deneyim kümesine sahip olması; ikincisi, bu bilginin iletilmesini sağlayan bir eğitim sisteminin olması; üçüncüsü, bu bilginin uygula(n)masını ve tanınmasını sağlayan profesyonel bir organizasyon olması. Bu üç kritere dayanarak söylenebilir ki, kentsel planlama (tıbbın daha geniş bir sağlık alanını kapsaması gibi) kentin ve kentselin her şeyini kapsayan bir disiplindir. Kentsel konularda yapılan araştırmalar; bölgedeki dinamikleri, deneysel projeleri ve eylemleri daha iyi anlamak için gereklidir, içinde bulunulan koşullar da bunları daha iyi anlamayı gerektirir. Dolayısıyla, kentsel planlama mevcudiyetini; bu uzmanlıktaki ‘etkin bilginin akademik üretimi’ nden ‘kentsel alandaki uygulamaları’ na kadar uzanan bir dizi süreçle kazanır.
Planlamada sadece kentleşme süreçlerini anlamak için değil, aynı zamanda insan yapımı nesneleri kavramak için de bir dizi öğreti/doktrin ve kuram yapıları formüle edilmiştir. Bu bilgi ve bilgi birikimi diğer bilgi türleriyle ortak bir zemini paylaşmaktadır. Ancak, hedefler tam olarak aynı olmadığında, planlama kendisini onlardan ayırır veya ayrıştırır. Bugün, kentsel planlamanın arkasında ciddi bir veri ve bilgi birikimi vardır ve dahası, kendini zenginleştirmeye de devam etmektedir. Planlama, bir disiplin olarak ürettiği bilginin zeminini oluşturan kuramsal yapılarını ve birikmiş ampirik araştırmalar yumağını, diğer disiplinlerle de paylaşmaktadır.
Verimli bir bilim alanı olarak işlevselleşmesi ve kendi kimliğini kazanması yolunda atılacak adımlar, planlamanın 20. yüzyılda kendi uzmanlık alanlarını sabitleyen kesin bilimler kadar sağlam bir temel oluşturmasında başarısız kalan entellektüellerin yetersizliklerini gidereceği gibi, profesyonel lobinin gizli etkilerini de azaltacaktır. Kentsel planlama, sadece diğer olgun bilimleri yakından takip etmekle kalırsa ve bilgi borçlanmalarına devam ederse, böylesine bir durumda olgun disiplinlerin kuram ve metodolojik çerçevelerine atıfta bulunmakla yetinilecektir ki, bu da planlamanın bilim olmasının yollarının kapanacağı anlamına da gelecektir.
Modern kentsel planlama, genelde 19. yüzyılın...
Planlamanın bilimsel alandaki disiplin sınırlarını...
Bugün devamlı büyüyen bir uzmanlık sürecinin...
Disiplinler-ötesiliğini araştıran bir kişi hızlı bir şekilde kendine bir ‘ilk engel’ oluşturur...