PLANLAMA BİLİMİ ve MEKÂNSAL PLANLAMANIN BİLİMSELLİĞİ

Planning Science and Scientificity of Spatial Planning

Prof. Dr. Erkan POLAT
K. Taylan DERİCİOĞLU

Zor olan yazmak değil, doğru kelimeleri bulup...

Hangi coğrafik ölçekte olursa olsun...

Bilimsel/akademik ve mesleki açıdan...

Disiplinler-ötesiliğini araştıran bir kişi hızlı bir şekilde kendine bir ‘ilk engel’ oluşturur...



GİRİŞ-I

Hangi coğrafik ölçekte olursa olsun, doğal ve insan yapımı çevreyle ilgili konular ve anahtar sorular, bugünün karmaşık dünyasında yenilikçi kavramlar ve yöntemlerle anlaşılmalı ve cevaplanmalıdır. Bu anlayış düzeyinde, profesyoneller ‘doğru cevaplar’ a sahip olduklarına inansa da sorun esasında, insan toplumlarının ‘kendi eliyle yarattığı sorunlar’ ına (küreselleşme, iklim değişikliği, sağlık, arazi kullanımı, orman ve tarım alanları, yenilenebilir ve yenilenemez kaynaklar, konut, dönüşüm, yoksulluk, kentleşme ve kentsel/kırsal/bölgesel planlama gibi) ‘karşı koyma kapasitelerinin yetersiz olması’ ndan kaynaklanmaktadır.

Bahsedilen sorunlarla baş etmedeki veya karşı koymadaki kapasite yetersizliği; olguların karmaşıklığına, bilimsel/profesyonel ve mesleki bilginin çeşitlendirilmesine, çağdaş toplumdaki sorumluluk dağılımına ve insanların yaşadığı toplumsal bağlamların giderek çeşitlenen doğasıyla doğrudan ilişkilidir. Buna ek olarak; bilim insanları, profesyoneller ve politika karar vericileri arasındaki iş birliği eksikliği hem doğal hem de insan yapımı çevreyle uğraşan uzmanlıklarda ve sektörlerde bir ‘uygulanabilirlik açığı’ na da yol açmıştır. Dünyanın en zengin ülkelerinin bile tüm vatandaşlarına en azından asgari gereklilikleri karşılayan güvenli istihdam, uygun fiyatlı konut, uygun sağlık bakım hizmeti vb sunma konusundaki bariz başarısızlık durumları, yenilikçi ve esnek yaklaşımlara acilen ihtiyaç duyulduğunu kanıtlar gibidir.

Geleneksel bilimsel araştırma ve mesleki uygulamaların güncel yapısal eksiklikleri; sadece siyasi/politik taahhütlerin, mali kaynak yetersizliğinin, yanlış uygulamaların, palyatif çözüm önerilerinin veya uygulanabilir çözümlerin başarısızlığının bir sonucu da değildir. Bunlar; her şeyden önce, temel meseleleri değil toplumsal bağlamdan izole edilen konuları ele alan ‘sözde uzmanlar’ ın dar görüşünün basit, düz mantıklı, akılcı olmayan ve olağan sonuçlarıdır. Bu kısıtlamaları ele almak için disiplinde ve mesleki uzmanlık alanında yaratılan veya oluş(turul)an ‘disipliner ve mesleki engeller’ tekrar gözden geçirilmeli, yeni çözümler araştırılmalı veya sorun yumakları kökünden sökülüp atılmalıdır. Dolayısıyla planlamada;

  • Doğal ve insan yapımı çevrenin karmaşıklığını birlikte ele alan bir 'ontolojik çerçeve' oluşturulmalı,
  • İnsan ve doğa ekosistemlerinin düzenini, kullanımını ve yönetimini yorumlamak için akılcı ve faydacı bir 'epistemolojik duruş' sergilenmeli,
  • Uzmanlık ve segmentasyon/bölümlendirme ile 'bilgi alanı ve uzmanlığın bürokratikleştirilmesi' önlenmeli,
  • Profesyoneller, politikacılar, çıkar grupları, aktörler, paydaşlar ve halk arasındaki 'bilgi transferi ve iletişim eksikliği' katılımcı, etkileşimli ve iletişimsel yollarla giderilmelidir.

Planlama süreçlerinde olguların algılanması, sorunların saptanması ve çözümlerin üretilmesi aşamalarında gözlenen yetersizliklerin yanı sıra planlama uygulamalarında yaşanan başarısızlıklar, planlamanın tüm bilimler kompozisyonundaki konumunun sorgulanmasını sık sık gündeme getirmektedir. Salt bilimler arası ilişkiler bütününü gören, izleyen ve değerlendiren bir gözle bakıldığında; planlama biliminin (planning science) özünde önemli boşlukların olduğu ve bu nedenle planlama biliminin karmaşık sistemleri açıklamakta yetersiz kaldığı söylenebilir. Böylesine bir sava ilişkin olarak ters bir yorumlamanın da geçerli olduğunu ileri sürmek mümkündür. Bu açıdan bakıldığında ise, planlama biliminin karmaşık sistemleri (complex systems) açıklamakta yetersiz kaldığı ve bu nedenle güncelde boşluklar barındırdığı ifade edilebilir.

Her iki bakış açısının da 'planlamanın bir bilim olarak' veya 'planlamanın bilimsel yeterliliğine ilişkin olarak' sorgulanmasına dair temel gerekçeler içerdiği açıktır. Planlama bilimine odaklanan sorgulamalarda 'bilimsel boşluklar olduğu için yetersizliklerin yaşandığı' veya 'yetersizliklerin yaşandığı çünkü bilimsel boşlukların olduğu' türünden ikilikli tartışmaların nereye varabileceğini görmek için, ilkin esastan bazı açılımlara ve bu açılımlarla bağlantılı olarak da bazı açıklamalara yönelmek gerekecektir.

Kentsel ve bölgesel planlamanın veya mekânsal planlamanın bilimsel gerekçelendirilmesi (bir disiplin olarak) ile pratik uygulama alanları (bir meslek olarak) arasındaki ilişki, kentsel planlama alanının kendisinin 'ebedi gerilimi' olarak tanımlanabilir. Planlama terimi, çeşitli düzeylerde (küresel, ulusal, bölgesel, yerel) kamu kurumları tarafından ortak karar alma ve eylemin yanı sıra mekânsal etkileri olan yerel gelişme ve kalkınmayı da içeren mekânsal planlama anlayışını ifade eder; aynı zamanda regülatif/düzenleyici, tarihsel veya sembolik-kültürel boyutlar gibi ilişkisel bir mekân anlayışına atıfta bulunur (Graham ve Healey, 1999).



Zor olan yazmak değil, doğru kelimeleri bulup...

Hangi coğrafik ölçekte olursa olsun...

Bilimsel/akademik ve mesleki açıdan...

Disiplinler-ötesiliğini araştıran bir kişi hızlı bir şekilde kendine bir ‘ilk engel’ oluşturur...