Modern kentsel planlama, genelde 19. yüzyılın...
Planlamanın bilimsel alandaki disiplin sınırlarını...
Bugün devamlı büyüyen bir uzmanlık sürecinin...
Planlama benzersizdir ve benzersizliği tek ve dar bir anlamda tanımlanamamasından...
Planlama süreçlerinde kuram ve pratik (theory and practise); yani bilginin öğrenilmesi ve uygulamaya geçirilmesi arasında karşılıklı besleme ve deneyim edinme süreçleri, etkin bir...
Planlama biliminin karmaşık sistemlerle uğraşması gereği akla hemen Konfüçyüs'ün karmaşık yumaklar ve bu yumaklar arası bağlantıyı sağlayan...
Planlamada yaşanan kargaşa (karışıklık), planlama biliminin karmaşık bileşenlerinde yaşanan (temel ve sosyal bilimler ile bunların alt-bilimlerinde) kargaşadan (karışıklıktan) kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle...
Planlamanın çok yönlü ve uzun soluklu bir süreç olarak algılanmasına değişen çerçeve koşullarınca belirli kısıtlamalar getirilmesi halinde; planlama özünden, hem kapsam (scope) ve içerik (contents) hem de...
Planlamanın uygulama kapsamlarının ve mekânsal boyutlarının somutlaştırılması halinde, planlama süreçleri için bir gözlem ortamının ve laboratuvarının oluşturulması mümkün olmakta ve böylelikle planlama bir bilim dalı...
Bir zamanlar ‘kentsel planlama (town planning)’nin odasında doğmuş olan ‘mekânsal planlama (spatial planning)’, özünde bir fiziksel planlama biçimidir. ‘Master Planlar’ olarak da adlandırılan yerleşme planları (Türkiye’de Nazım Planları) veya ‘Teritoryal Planlar’; aslında her zaman için birer fiziksel plandır ve bu bağlamda, bir alanın/mekânın fiziksel kullanımının tasarımıyla ilgilidir (Polat, 2009). İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan bu yana geleneksel yerleşme plancılarının vizyonlarını genişletmesiyle birlikte; “mekânsal olmayan (sosyo-ekonomik-kurumsal) koşullar ve kısıtlamalar yoksa, fiziksel bir mekânı optimuma sınırlamak mümkün değildir” yaklaşımı egemen olmuştur (Polat, 2009; 2010).
Bu ‘kışkırtma’, planlama ve kuramda büyük bir değişime yol açmış ve mekânsal planlama pratiklerini de iki açıdan değiştirmiştir. Bazı araştırmacılara göre, ana ayaklardan biri “bölgesel ekonomi” veya “bölge bilimi” olup, geleneksel fiziksel-mekânsal planlama ile mekânsal olmayan sosyo-ekonomik bakış açıları arasındaki karşılıklı ilişkileri araştırmıştır. Diğer ayak ise “planlama kuramı” olup, geleneksel fiziksel-mekânsal planlama ile mekânsal olmayan kurumsal bakış açıları (işlemsel bakış açıları, karar kuramı, iletişim kuramı ve sosyolojisi, yasa kuramı ve felsefesi gibi) arasındaki karşılıklı ilişkileri ilgi odağı edinmiştir (Polat, 2009).
Mekânsal olan ve mekânsal olmayan görüngüler arasındaki sistemik bütünleşme; kendini alansal-mekânsal planlamaya adayan bilim adamlarının ‘forma mentis / aklın formu’ nda henüz tam anlamıyla asimile olmuş da değildir. Geleneksel yerleşme plancılarının bir kısmındaki vizyon uzanımları, sadece bir uzanım olarak kalmıştır. Onlar gerçek bir ‘meta-disipliner’ (disiplinin doğasının araştırılması) anlayışıyla konuyu yeniden ele almamış ve yeni bir genelleyici planlama yaklaşımının yolunu tam olarak çizememişlerdir. Bu uzanımların merkezi daima yerleşme planlaması olmuştur ve üretilen yerleşme planlarının diğer planlama düzeyleriyle ilişkisini kurmak zor olduğu gibi, bunların yerel düzeyden ulusal düzeye etkisini kavramak da zor olmuştur (Polat, 2010).
Yukarıda anlatılan haliyle yaklaşık 50 yıldır baskın olan mekânsal planlama kavramı bugün sadece üst-ölçekli, orta ve uzun-erimli geçici ufukları ve stratejik hedefleri içermekle kalmayıp, aynı zamanda oldukça geniş bir deneysel çerçeve de sunmaktadır (Polat, 2020; Healey vd., 1997; Albrechts vd., 2001; Faludi ve Waterhout, 2002; Salet vd., 2003; Tewdwr-Jones ve Allmendinger, 2004; Healey, 2007; Tewdwr-Jones vd., 2010 vb.)
Mekânsal planlama arenasında 1990'larda yenilenmiş bir ilgi ortaya çıkmıştır; Stratejik Mekânsal Planlama (SMP). “SMP'nin dirilişi” (Albrechts, 2004; Healey vd., 1997; Salet ve Faludi, 2000) ulus-ötesi, ulus-üstü, ulusal, ulus-altı ve bölgesel ölçeklerde mekânsal stratejilerin ortaya konulmasında birçok çalışma veya ön ayak olmuştur (Polat, 2010). 1990'ların başında Avrupa'da, mekânsal planlama konusunda yenilenmiş bu ilgi ve inancın tekrar ortaya çıkması, planlama yazınında, yeni SMP'nin geleneksel alan kullanım planlamasından temelde farklı bir aktivite olarak kuramsallaşmasını sağlamıştır (Albrechts, 2004, 2006; Healey, 2007; Healey vd., 1997). SMP'nin kuramsallaşmasına yönelik baskılar sonucu ortaya çıkan değişiklikler hem planlamanın özünde hem de yönteminde gerçekleşmiştir (Polat, 2009).
İlkin, Avrupa'da yarışma bağlamlı ekonomik büyümenin sağlanması için bir araç olarak SMP'nin sürece eklemlenmesi, ekonomik aktiviteler için anahtar yerler olarak ana kentlere ve kentsel bölgelere odaklanan yeni bir mekânsal mantık setiyle sonuçlanmıştır (Polat, 2010). Yeni mekânsal stratejiler; eşit mekânsal gelişme sağlayarak refah devletinin genişlemesiyle ilgilenmekten çok, neo-liberal ortamda yarışan devletin sağlanması ve güçlenmesiyle ilgilenmiştir (Brenner, 2004).
Bunun bir sonucu olarak, politik öncelikler ve önemli yatırımlar artan oranda büyük kentlere ve kentsel bölgelere yönelmiş, ekonomik kalkınma ve yarışabilirlik ön planda tutulmuştur. İkinci olarak, SMP; müzakereci ve iletişimsel planlama düşüncelerinin çerçevesini çizmeye başlamış ve bir kentsel alana anlam katmaya çalışan ve orasını paylaşan aktörlerin ortak bir gelişme çabası olarak kuramsallaşmıştır (Healey, 1997; 2007). Mekânsal stratejiler, yaratılan yeni stratejiler çerçevesinde yer alan “strateji biçimlendirme” süreçlerinden ortaya çıkmıştır (Healey, 2007; Mintzberg, 1994). Ortaya çıkan mekânsal stratejilerin ana amacı da planların hazırlanmasından çok mekânsal politikaların üretilmesi olarak kendini göstermiştir.
Yeni SMP deneyimleri, 'SMP' etiketi altındaki “planlamayı kuramsallaştırmanın yeni yollarının elde edilmesindeki akademik ilgi” ye paralel olarak gelişmiştir. Böylece SMP'nin dirilişi “hem planlama kuramında hem de planlama pratiğindeki inovasyonların bir karması” olarak görülebilir (Polat, 2009; 2010).
Bugün ise birçok paralel süreç farklı yollardan SMP olarak sunulmaktadır (Polat, 2020). Buna ilişkin örnekler aşağıda belirtilmektedir:
Bunun da ötesinde ortaya çıkan yeni planlama kültürü; mekânsal planlamayı,
bir faaliyet olarak görmektedir (Friedmann, 2005).
Planlama yazınında, artık “yeni SMP” geleneksel alan kullanım planlamasından farklı bir temel aktivite olarak ortaya konulacaktır (Albrechts, 2004, 2006; Healey, 2007; Healey vd., 1997). Planlama bilim adamları SMP'ye olan bu yenilenmiş ilgiyi fark etmiş, planlamayı 'yeniden damgalayan ve planlama pratiğini dönüştüren bir fırsat' olarak görmüştür. Bu görüşün anlamı, SMP'nin “ne değildi” kadar “neydi” olarak tanımlanmasına yönelmiş olunmasıdır (Haughton vd., 2010).
Sonuç olarak, planlama yazınına göre; SMP'nin net bir tanımlamasını yapmak zordur (Friedmann, 2004). Planlama kuramcıları arasında biraz içsel kaldığı görülen SMP anlayış(lar)ı (Needham, 2000), farklı Avrupa planlama kültürlerinde de farklı derin köklere sahiptir. Böylece, SMP; farklı bağlamlarda ve planlama kültürlerinde, “farklı bir şeyler” olarak algılanmalıdır; böylesine bir durum da SMP'yi tarifi zor bir hale getirmektedir (Polat, 2010).
SMP, bir yandan 1990'ların başından beri Avrupa'da yerel yönetişim düzeyinin üstündeki ölçeklerde yürütülen farklı planlama aktivitelerini tanımlamada bir “şemsiye terim” olarak kullanılabilirken; diğer yandan da ‘iyi planlama’ yı oluşturan yeni bir kuralcı fikirler setini geliştirmeyi ve planlama kuramına katkıda bulunmayı öngören ilgili planlama toplulukları tarafından kullanılabilmektedir (Polat, 2010; 2020).
Buna rağmen son dönemlerdeki planlama yazınında; SMP'nin kuralcı kuramsallaştırmaları, “planlama pratiğinin mevcut gerçekliklerinden çok uzak” olduğu için eleştirilmektedir (Newman, 2008: 372). Bu kuralların pratikte nasıl yer alacaklarına ilişkin soruveya net bir yanıt verilememektedir. Söz konusu tartışmalar, planlama kuramı ve planlama pratiği ile planlama pratiğini destekleyen planlama kuramlarının rolü arasındaki ilişki hakkında planlama kuramı içerisinde “süregiden belirsizliği” iyice artırmaktadır (örneğin; Alexander, 2010; Bengs, 2005; Friedmann, 1998, 2003; Gunder, 2010; Huxley ve Yiftachel, 2000; Needham, 2000; Sager, 2005).
Sartorio (2010) son yirmi yıldan beri planlama kuramı ve planlama pratiği arasındaki boşluğun; bunları iki ayrı disiplin gibi gördüğümüzden dolayı, giderek arttığını düşünmektedir. Friedmann (1998) bir uzmanlık içerisinde kuramsallaştırmanın asla kolay olamayacağını belirtse de diğerleri, kuramsallaştırmada bazı deneysel yaklaşımların bulunduğunu tartışmaktadır. Örneğin; Flyvbjerg (1998, 2006), planlamanın pratiğe nasıl taşınacağının derin araştırmasında kuramsal bilgilerin nasıl ortaya çıkacağını ele almaktadır (Polat, 2009).
Modern kentsel planlama, genelde 19. yüzyılın...
Planlamanın bilimsel alandaki disiplin sınırlarını...
Bugün devamlı büyüyen bir uzmanlık sürecinin...
Planlama benzersizdir ve benzersizliği tek ve dar bir anlamda tanımlanamamasından...
Planlama süreçlerinde kuram ve pratik (theory and practise); yani bilginin öğrenilmesi ve uygulamaya geçirilmesi arasında karşılıklı besleme ve deneyim edinme süreçleri, etkin bir...
Planlama biliminin karmaşık sistemlerle uğraşması gereği akla hemen Konfüçyüs'ün karmaşık yumaklar ve bu yumaklar arası bağlantıyı sağlayan...
Planlamada yaşanan kargaşa (karışıklık), planlama biliminin karmaşık bileşenlerinde yaşanan (temel ve sosyal bilimler ile bunların alt-bilimlerinde) kargaşadan (karışıklıktan) kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle...
Planlamanın çok yönlü ve uzun soluklu bir süreç olarak algılanmasına değişen çerçeve koşullarınca belirli kısıtlamalar getirilmesi halinde; planlama özünden, hem kapsam (scope) ve içerik (contents) hem de...
Planlamanın uygulama kapsamlarının ve mekânsal boyutlarının somutlaştırılması halinde, planlama süreçleri için bir gözlem ortamının ve laboratuvarının oluşturulması mümkün olmakta ve böylelikle planlama bir bilim dalı...