Modern kentsel planlama, genelde 19. yüzyılın...
Planlamanın bilimsel alandaki disiplin sınırlarını...
Bugün devamlı büyüyen bir uzmanlık sürecinin...
Planlama benzersizdir ve benzersizliği tek ve dar bir anlamda tanımlanamamasından...
Planlama süreçlerinde kuram ve pratik (theory and practise); yani bilginin öğrenilmesi ve uygulamaya geçirilmesi arasında karşılıklı besleme ve deneyim edinme süreçleri, etkin bir...
- "Sen beni bilgili, çok okumuş bir adam mı sanıyorsun?" - "Tabii ki" dedi Zi-Gong, "Öyle değil misin?" - "Pek sayılmaz" dedi Konfüçyüs, "Ben yalnızca her şeyi birbirine bağlayan bir ipi tuttum."
Planlamada yaşanan kargaşa (karışıklık), planlama biliminin karmaşık bileşenlerinde yaşanan (temel ve sosyal bilimler ile bunların alt-bilimlerinde) kargaşadan (karışıklıktan) kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle; planlama biliminin bileşenlerindeki karmaşıklık (temel ve sosyal bilimler ile bunların alt-bilimlerinde) hem planlama bileşenlerinde hem de planlama bütününde kargaşa (karışıklık) yaşanmasının nedeni olmaktadır. Bu tür karmaşık ilişkiler bütününde yaşanan kargaşaların (karışıklıkların) anlaşılması ve bilimsel açıklamalarının yapılması, üzerinde oldukça yoğun uğraş gerektiren bir konu olmaktadır. Söz konusu uğraşın bir laboratuvar ortamında verilmesi gerektiği son derece açıktır. Planlama biliminin laboratuvarı, hem karmaşıklığın (complexity) anlaşılması ve ilişkiler yumağının çözümlenmesi hem de kargaşaların ve karışıkların saptanması ve giderilmesi için kaçınılmaz bir unsur konumuna gelmektedir.
Planlama için 'karmaşıklık laboratuvarı' nın ne olduğunu belirlemek ve bu laboratuvarda karmaşık önermelerinin sınanma ortamının var olup olmadığını sorgulamak, bilimsellik açısından önem arz eden bir konudur. Türlü nitelikler içeren ve çerçeve koşulları sürekli değiş(k)en olguların planlanmasını laboratuvar ortamına taşımanın, incelemenin ve elde edilen sonuçlar üzerinde değerlendirmeler yapmanın nasıl mümkün olabileceğine dair açıklamalarda bulunmak, 'planlama bilimi' ne ve 'planlamanın bilimselliği' ne de ışık tutacaktır. Karmaşıklığı anlatan ve açıklayan bilimin 'sistemler bilimi' olduğu kabulünden hareketle, sistem biliminin planlama bilimine sağladığı destekleri daha ileriye götürmenin yolları acilen araştırılmalıdır. Söz konusu iki bilimin birlikteliğinin daha da güçlü ve derinlemesine bağlantılarla devamı üzerinde çalışılmalı ve bunu gerçekleştirecek katkılarda ayrıca bulunulmalıdır.
'Sistem(ler) bilimi (sytems science)' tek başına nadiren kullanılmakta olup; çoğu kez diğer bilimlerle ilişkilendirilerek kullanılmaktadır: Örn., "Sistem Mühendisliği Bilimi", "Endüstri ve Sistem Mühendisliği Bilimi", "Enerji Sistemleri Mühendisliği Bilimi" gibi. Bu kapsamda, sistem(ler) bilimi ana bilim, diğerleri ise alt-bilim olmaktadır. Böylesine ana bilim ve alt-bilim türü eşleşmelerde sistemler bilimi; canlı ve cansız tüm karmaşık sistemlerin iletişimlerini ve geri bildirim döngülerini ele alan, yönetim ve denetim bilimi olarak da tanınan 'sibernetik' ten geniş ölçüde faydalanmaktadır (Bertalanffy, 1968; Gershenson, 2007).
Önceden de vurgulandığı gibi; planlama bilimi (planning science) yaygın bir kullanım olmamakla birlikte, bilimsel planlama (scientific planning) kavramına literatürde daha sık rastlanmaktadır. Ana bilim ve alt-bilim türü eşleşmelerde sistemler; başta mühendislik olmak üzere (systems engineering, systems analysis, etc.) nasıl diğer alt-bilimlerle yaygınca ilişkilendirilerek ele alınıyorsa, planlama da çoğu kez bir mühendislik işi olarak algılanmakta ve mühendisliğin alt-bilimleri ile ilişkilendirilmektedir. "Sistem-mühendislik-planlama" birlikteliğini öne süren yaklaşım çerçevesinde planlamanın bir mühendislik işi olarak algılanmasında ana amaç; planlama olgusunu, bilimsel boyut kazandırmak üzere bir laboratuvara sokmak ve sistemin kurallarını saptamak olmaktadır. "Politika mühendisliği", "ekonomi mühendisliği", "toplum mühendisliği" gibi kavramların ortaya atılmasında da yine aynı amaç güdülmektedir. Anılan amaç doğrultusunda mühendislik ve sibernetik bilimlerinin birlikteliğinden yine olabildiğince yararlanılmaktadır. Her ne kadar planlamayı bir mühendislik işi olarak gören anlayışın 'bilimsel planlama' ya ve 'planlamanın bilimselleştirilmesi' ne katkıda bulunduğu iddia edilse de bu savın doğruluğunu onaylamak mümkün değildir.
Üzerinde dikkatle durulması gereken bir diğer nokta, planlamanın; başta mühendislik olarak diğer sektörel faaliyetlerle eşleştirilmesi nedeniyle, özünden ve bütüncüllüğünden parçalanarak uzaklaştırılması ve başka yönlere doğru sürüklenmesidir. Söz konusu olan ve endişe duyulması gereken; planlamanın disiplinler-arası ve sektörler-arası özelliğinin törpülenmesi ve tekil disiplinler ve sektörlerle ilişkilendirilerek bütüncüllükten uzaklaştırılması, alt-planlama süreçlerine indirgenmesi ve parçacıllaştırılmasıdır. Aynı süreç sistem yaklaşımının da başına gelmekte ve planlama ile sistem yaklaşımı da bütüncüllükten uzaklaştırılarak, alt-sistemlere doğru indirgenmekte ve parçacıllaştırılmaktadır.
Süreçler ne kadar parçacıllaştırılsa parçacıllaştırılsın, parçanın bütün ile olan ilişkisi kesinlikle unutulmamalı ve daime göz önüne bulundurulmalıdır. Bunun gerçekleşmemesi halinde kopuklukların ve saçılmaların kaçınılmaz olacağı kesindir. Bu durumda, planlama süreçlerini sistem yaklaşımlarıyla ve bilimler arası bağlantılar ile ilişkilendirerek açıklamaya çalışmak daha da zorlaşacaktır.
Yukarıda değinilen parçacıllaşma endişelerini unutmayarak ve ilerde yine gündeme getirmek üzere bir tarafa koyarak tekrar 'laboratuvar ortamı' na dönüldüğünde, şu gerçeği vurgulamak gerekir. Herhangi bir olgunun planlama laboratuvarında izlenmesinde ve açıklanmasında belirleyici olan çerçeve koşulları sürekli değişmektedir. Bu gerçek, planlamanın bir süreç olması niteliği ve zaman ekseni üzerinde belirli sürelerde, değişen koşullara göre belirli uyarlamalardan geçerek ve belirli aşamalar kaydederek ilerlemesi ile doğrudan bağlantılıdır.
Planlamanın ve süreçlerinin dinamik karakteri nedeniyle iki belirli zaman kesitinde yapılan incelemelerin karşılaştırılması ve değişen çerçeve koşullarının dikkate alınması gereği; mühendislikte kullanılan kontrol sistemleri (sibernetik) ile işletmecilikte kullanılan yönetim (management) sistemlerini planlama gündemine taşır. Bunlar planlama tanımlamalarına terminolojik çeşitlilik de getirmektedir. Planlamayı 'değişimin yönetimi (management of change)' olarak tanımlamak ve değişime gerekli uyarlamaları gerçekleştirmek üzere; esnek (flexible) ve tepkisel (responsive) planlama yöntemlerine yönelmek gibi yaklaşımlar, verilebilecek başlıca örneklerdir (Carvalho, 2004).
Bu tür çeşitlilikler yine de planlamanın dinamik karakterine getirilen yetersiz uyarlamalar olarak kalmaktadır. Planlamanın çok sektörlü boyutunun yanı sıra, zaman boyutunu da içermesi nedeniyle kazandığı dinamik karakterinin doğru algılanması gerekir. Planlamanın bu karakterinin hem epistemolojik hem semantik hem de pragmatik açıdan bakılarak algılanması, planlamanın kesin bir süreç olarak bilinmesi, kavranması ve kullanılması gereğini ortaya koymaktadır. Buna karşılık, planlamanın söz konusu karakteri; planlamayı bir laboratuvara ve gözlem ortamına çekilmesini hiç de kolay kılmamakta ve hatta bir bilim (planlama bilimi) olarak gelişmesini de oldukça zora sokmaktadır.
Söz konusu zorlanmanın önemli bir nedeni; planlamayı tanımlarken, mühendislik veya işletme gibi planlama ile bağlantılı olan ancak ikincilikli nitelik taşıyan disiplinlerin taşıdığı terminolojik çeşitliliklere yönelinmesidir. Böylelikle, planlamanın özünün gözden kaçırılması ve çeşitlilikle beraber karışıklığa sürüklenilmesi gerçekleşmekte ve bu durum da planlamanın bir bilim olarak ele alınmasında en büyük engeli oluşturmaktadır. Her şeyden önce planlamanın özüne odaklanılmalı ve planlama bilimi ile planlamanın bilimselliği, (mekânsal) planlamanın özüne bakılarak tekrar tekrar sorgulanmalıdır.
Modern kentsel planlama, genelde 19. yüzyılın...
Planlamanın bilimsel alandaki disiplin sınırlarını...
Bugün devamlı büyüyen bir uzmanlık sürecinin...
Planlama benzersizdir ve benzersizliği tek ve dar bir anlamda tanımlanamamasından...
Planlama süreçlerinde kuram ve pratik (theory and practise); yani bilginin öğrenilmesi ve uygulamaya geçirilmesi arasında karşılıklı besleme ve deneyim edinme süreçleri, etkin bir...
- "Sen beni bilgili, çok okumuş bir adam mı sanıyorsun?" - "Tabii ki" dedi Zi-Gong, "Öyle değil misin?" - "Pek sayılmaz" dedi Konfüçyüs, "Ben yalnızca her şeyi birbirine bağlayan bir ipi tuttum."