Modern kentsel planlama, genelde 19. yüzyılın...
Planlamanın bilimsel alandaki disiplin sınırlarını...
Bugün devamlı büyüyen bir uzmanlık sürecinin...
Planlama benzersizdir ve benzersizliği tek ve dar bir anlamda tanımlanamamasından...
Planlama süreçlerinde kuram ve pratik (theory and practise); yani bilginin öğrenilmesi ve uygulamaya geçirilmesi arasında karşılıklı besleme ve deneyim edinme süreçleri, etkin bir...
Planlama biliminin karmaşık sistemlerle uğraşması gereği akla hemen Konfüçyüs'ün karmaşık yumaklar ve bu yumaklar arası bağlantıyı sağlayan...
Planlamada yaşanan kargaşa (karışıklık), planlama biliminin karmaşık bileşenlerinde yaşanan (temel ve sosyal bilimler ile bunların alt-bilimlerinde) kargaşadan (karışıklıktan) kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle...
Planlamanın çok yönlü ve uzun soluklu bir süreç olarak algılanmasına değişen çerçeve koşullarınca belirli kısıtlamalar getirilmesi halinde; planlama özünden, hem kapsam (scope) ve içerik (contents) hem de...
Planlamanın uygulama kapsamlarının ve mekânsal boyutlarının somutlaştırılması halinde, planlama süreçleri için bir gözlem ortamının ve laboratuvarının oluşturulması mümkün olmakta ve böylelikle planlama bir bilim dalı...
Bir zamanlar ‘kentsel planlama (town planning)’nin odasında doğmuş olan ‘mekânsal planlama (spatial planning)’, özünde bir fiziksel planlama biçimidir...
Planlamanın pratiğe nasıl taşınacağına ve kuram ile pratik arasındaki köprünün nasıl kurulacağına dair tartışmalar çerçevesinde öne çıkan konu; kademeli yerleşim sisteminde oluşan teritorayların, işlevsel alan (functional area) saptamalarına dayanarak belirlenmesi olarak ortaya çıkmaktadır. Mekânsal planlamada işlevsel alanların belirlenmesi için izlenmesi gereken en uygun yöntem teritorayal yaklaşım çerçevesinde üretilebileceği açıktır. Sack'a (1986) göre 'teritoryalleşme' mekânsal gelişim kurgusunun bir stratejisidir. Bu bağlamda; herhangi bir mekânın yönetimine ve kontrolüne kadar uzanan yelpazede teritorayal planlamanın özelliği, 'mekân' ve 'yer' gibi önemli bir 'analitik mekânsal araç' olarak kendini göstermektedir.
Teritoryal planlama paradigmasında 'alan' ve 'sınır' tanımlamaları yapılırken, sistem bilimi (özellikle, yaşayan sistemler alt-bilimi) ve planlama biliminden yararlanarak analoji çalışmaları gerçekleştirilmekte ve modeller geliştirilmektedir. Analogik modelleme çalışmaları kapsamında 'kademeli yerleşim merkezleri ve çevreleri' arasında gerçekleşen girdi-çıktı ilişkilerinin yön, yoğunluk ve etkileşim ölçümlerinden faydalanılmaktadır. Teritoryal planlamada işlevsel alanların ve sınırların tanımlanması; kademeli merkez-çevre ilişkilerinin istatistikî verilere, ampirik çalışmalara ve gözlemlere dayanarak somutlaştırılmasını ve ölçülebilir hale getirilmesini sağlayan yöntemlerle gerçekleştirilmektedir (UN-Habitat, 2015).
Söz konusu yöntemlerde ilkin; soyut anlamda 'merkez-çevre (center-periphery)' ilişkilerine bakılmakta ve yürütülen faaliyetlere göre 'hizmet alanı (service area)', 'çekim alanı (catchment/attraction area)', 'işlevsel alan (functional area)', 'etki alanı (impact area)' veya 'etkileşim alanı (interaction area)' gibi bazı kuramsal ön tanımlamalarda bulunulmaktadır. Bir sonraki aşamada ise; belirli coğrafyalarda yer alan 'merkez ve çevre' lere odaklanılarak, bunlar aralarındaki somut faaliyetler ve işlevsel bağlantılar ele alınmaktadır. Bu kapsamda iki nokta arasında karşılıklı 'çıkış-varış (origin-destination)' türü hareket ve akışlara (insan, taşıt, yük, bilgi, para, enerji, v.b.) veya akımlara dayanan gözlemlere, istatistiklere ve ampirik (empirical) incelemelere bakılmaktadır. Merkez-çevre arasında karşılıklı ilişkilerin yön ve yoğunluk itibarıyla ölçülmesi ve belirli mesafe ve aralıklara göre kademelere ayrılması sonucu; kademeli etkileşim alanlarını ve eşiklerini belirlemek de mümkün olmaktadır.
Esas amaç; merkez-çevre arasındaki ilişkilerin (kademeli) bütünlüğünü tanımlamak ve bu işlevsel bütünlüğün (kademeli) mekânsal boyutlarını somut 'alan' ve 'sınır' tanımlamalarıyla belirlemektir. Anahtar konu; ilişkilerin olabildiğince sayısal (nicel) ifadelere dönüştürülebilmesi, ölçülendirilebilmesi, aralıklandırılabilmesi ve kademelendirilebilmesidir. İlişkilerde ölçülebilirlik başarıldığı takdirde; ilişkilerin boyutlarına göre, somut 'ilişki alanları' ve 'ilişki sınırları' tanımlanabilmektedir. Böylesine bir 'kümeleme (clustering)' yönteminin uygulanması, 'işlev (function)' in ve 'mekân (space)' in birlikte ele alındığı 'teritoryal planlama' nın temelini oluşturmaktadır. Bu çerçevede; hem kademeli merkez-çevre ilişkilerinde güncel roller ve işlevsel alanlar saptanabilmekte, hem de ileride gerçekleşmesi arzulanan ve planlanan merkez-çevre ilişkileri için öngörülen roller ve işlevsel alanlar (belirli mesafe ve aralıklara göre kademelere ve eşiklere ayrılmış olarak) belirlenebilmektedir (Şekil 6, Şekil 7).
Şekil 6: Kademeli Yerleşim Merkezleri Yapısındaki Sistemik İlişkiler Şeması
Çok kıstaslı, katmanlı ve kademeli alan ve sınır tanımlama teknikleri sunmakta olan Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), teritorayal planlama kavramının bir yönteme dönüştürülmesinde ve uygulanmasında büyük teknik kolaylıklar sağlamaktadır. Özellikle işlevlerin ölçülmesi ve mekânsal boyutlarının 'alanlar ve sınırlar', 'aralıklar ve eşikler' itibarıyla; CBS teknikleri kullanılarak şemalandırılması ve haritalandırılması, planlama süreçlerine etkin karar destek araçları sunmaktadır. Sayısallaştırılmış verilerin alansal tanımlamalar için kullanılmasına ve saptanan alanların haritalara yansıtılmasına yarayan CBS' nin mekânsal planlamaya; teritorayal planlama yaklaşımı üzerinden, ilerde çok daha yaygın ve etkin kullanım olanakları sunacağı ve katkılarda bulunacağı kesindir.
Modern kentsel planlama, genelde 19. yüzyılın...
Planlamanın bilimsel alandaki disiplin sınırlarını...
Bugün devamlı büyüyen bir uzmanlık sürecinin...
Planlama benzersizdir ve benzersizliği tek ve dar bir anlamda tanımlanamamasından...
Planlama süreçlerinde kuram ve pratik (theory and practise); yani bilginin öğrenilmesi ve uygulamaya geçirilmesi arasında karşılıklı besleme ve deneyim edinme süreçleri, etkin bir...
Planlama biliminin karmaşık sistemlerle uğraşması gereği akla hemen Konfüçyüs'ün karmaşık yumaklar ve bu yumaklar arası bağlantıyı sağlayan...
Planlamada yaşanan kargaşa (karışıklık), planlama biliminin karmaşık bileşenlerinde yaşanan (temel ve sosyal bilimler ile bunların alt-bilimlerinde) kargaşadan (karışıklıktan) kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle...
Planlamanın çok yönlü ve uzun soluklu bir süreç olarak algılanmasına değişen çerçeve koşullarınca belirli kısıtlamalar getirilmesi halinde; planlama özünden, hem kapsam (scope) ve içerik (contents) hem de...
Planlamanın uygulama kapsamlarının ve mekânsal boyutlarının somutlaştırılması halinde, planlama süreçleri için bir gözlem ortamının ve laboratuvarının oluşturulması mümkün olmakta ve böylelikle planlama bir bilim dalı...
Bir zamanlar ‘kentsel planlama (town planning)’nin odasında doğmuş olan ‘mekânsal planlama (spatial planning)’, özünde bir fiziksel planlama biçimidir...